Bayram Tekbirleri

25 Mayıs 2026 31 okuma

Tekbirin Kısımları

Bayramlardaki tekbir iki kısma ayrılır:

  1. Mutlak tekbir: “Mürsel” olarak da adlandırılır. Namazın ardına bağlı olmaksızın getirilen tekbirdir.
  2. Mukayyet tekbir: Namazın hemen akabinde getirilen tekbirdir.

Hükmü

Mutlak tekbir; hem Ramazan Bayramı’nda hem de Kurban Bayramı’nda menduptur.

Ramazan Bayramı’ndaki delili Allah Teâlâ’nın şu ayetidir: “Sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu gösterdiği için Allah’ı tekbir ile yüceltmeniz…” (Bakara, 185). Kurban Bayramı gecesindeki mutlak tekbir ise Ramazan Bayramı gecesine kıyasla sabittir.

Mukayyet tekbir ise yalnızca Kurban Bayramı’na mahsustur. Ramazan Bayramı gecesi akşam ve yatsı namazlarının ardından, aynı şekilde sabah namazının ardından tekbir getirilmez, mezhepte sahih olan görüş budur. Bir görüşe göre ise söz konusu namazların akabinde tekbir getirilir; bugün insanların ameli bu yöndedir.

Vakti

Mutlak tekbirin vakti, Ramazan Bayramı gecesi ve Kurban Bayramı gecesi güneşin batmasıyla başlar; bayram namazına kadar devam eder.

Mukayyet tekbirin vakti, kurban kesim gününün (10 Zilhicce) öğle namazından başlar; teşrik günlerinin sonuncusunun sabah namazına kadar sürer. Bir görüşe göre ise Arefe günü sabahından teşrik günlerinin son ikindisine kadar devam eder; asırlar ve beldeler boyunca insanların ameli bu görüş üzeredir.

Mukayyet tekbirin vakti Arefe günü fecrin doğuşuyla mı yoksa sabah namazıyla mı girer? Vakti ikindi namazının kılınmasıyla mı yoksa teşrik günlerinin son gününün güneş batışıyla mı çıkar?

Bu mesele ihtilaflıdır:

İbn Hacer (rahimehullah) şunu benimsemiştir: Vakti, Arefe günü sabah namazının akabinde girer; teşrik günlerinin son gününün ikindi namazının akabine kadar sürer. Dolayısıyla fecir doğduktan sonra bile olsa Arefe günü sabahından önce kılınan nafile veya kazaya katılmış namazın ardından tekbir getirilmez. Teşrik günlerinin son günü ikindiyi kıldıktan sonra kılınan namaza da, güneş batmadan önce olsa dahi, tekbir getirilmez.

Remli (rahimehullah) ise şunu benimsemiştir: Vakti fecrin doğuşuyla girer; sabah namazı kılınmamış olsa da geçerlidir. Vakti teşrik günlerinin son gününün güneş batışına kadar sürer. Bu görüşe göre fecrin doğuşundan sonra ve sabah namazından önce kaza ya da başka bir namaz kılınırsa tekbir getirilir; güneş batmadan hemen önce kaza kılınırsa da tekbir getirilir. Allahu a’lem.

Meseleler

Birinci mesele

Mukayyet tekbir her namazın akabinde meşrudur; farz olsun nafile olsun, eda olsun kaza olsun, hatta cenaze namazı olsun. Bir görüşe göre ise yalnızca farz namazların — eda veya kaza olarak kılınanların — akabinde getirilir.

İkinci mesele

Ramazan Bayramı namazının akabinde tekbir getirilmez; zira vakti sona ermiştir. Kurban Bayramı namazının akabinde ise tekbir getirilmesi menduptur. Büceyremî (rahimehullah) şöyle demiştir: “İnsanlar arasında yaygınlaşan, Ramazan Bayramı namazının akabinde tekbir getirme âdeti sünnete aykırıdır.”

Üçüncü mesele

Mukayyet tekbiri namaz zikirlerinden önce getirmek menduptur; namaz zikirlerini ise mürsel tekbirden önce getirmek menduptur. Mukayyet tekbirin zikirlerden önce tutulmasının sebebi, zamanın şiarı olması ve tekrarlanmamasıdır. Mürsel tekbir namaz zikirlerinden önce getirilirse: mukayyet niyetiyle getirilmişse mekruh olur; değilse yalnızca efdali kaçırılmış olur, kerahet yoktur.

Dördüncü mesele

Mukayyet tekbir, namaza şeref kazanması bakımından mürsel tekbirden efdaldir. Ramazan Bayramı gecesindeki mürsel tekbir ise Kurban Bayramı gecesindeki mürsel tekbirden efdaldir; zira Ramazan’dakinin nassla sabit olmasına karşılık Kurban’daki kıyasla sabittir. Allahu a’lem.

Tekbirin Lafzı

“Allahu ekber, Allahu ekber, Allahu ekber, lâ ilâhe illallah, Allahu ekber; Allahu ekber, ve lillâhil hamd. Allahu ekber kebîrâ, vel hamdü lillâhi kesîrâ, ve sübhânallâhi bükreten ve asîlâ. Lâ ilâhe illallah, ve lâ na’büdü illâ iyyâh, muhlisîne lehüd-dîn, velev kerihelkâfirûn. Lâ ilâhe illallah vahdeh, sadaka va’deh, ve nasara abdeh, ve a’azza cündeh, ve hezeme’l-ahzâbe vahdeh. Lâ ilâhe illallah, vallahu ekber.”

Tekbirin ardından Hz. Peygamber’e (s.a.v.) salât u selam getirilmesi mendup mudur?

Bu mesele ihtilaflıdır:

Bir kısım âlim mendub olmadığını benimsemiştir. Şebrâmelsî (rahimehullah) şöyle der: “Âlimlerin ifadelerinin açık anlamı, tekbirin ardından Hz. Peygamber’e (s.a.v.) salât ü selam getirmenin mendub olmadığı yönündedir. Ancak insanlar arasındaki âdet, tekbir tamamlandıktan sonra salât getirme şeklinde süregelmiştir.”

Bir kısım âlim ise mendub olduğunu benimsemiştir. Bâcûrî (rahimehullah) şöyle demiştir: “Tekbirin ardından Hz. Peygamber’e (s.a.v.), âline, ashabına, yardımcılarına, zevcelerine ve zürriyetine salât ve selam getirmek menduptur.” Allahu a’lem.

Tekbirin İlanı ve Cemaatla Getirilmesi

Birinci mesele

Erkeğin, bayramın şiarını izhar etmek için her iki çeşit tekbirde de sesini yükseltmesi menduptur. Kadın ise yabancı erkeklerin huzurunda sesini yükseltmekten kaçınır; onların huzurunda bulunmadığı zamanlarda ise sesini yükseltmesi menduptur.

İkinci mesele

Mürsel tekbiri evlerde, çarşılarda, mescitlerde ve yollarda, gece ve gündüz yüksek sesle ilan etmek menduptur. İmâmü’l-Haremeyn (rahimehullah) şöyle demiştir: “Her iki bayram gecesi ve gündüzlerinde belirlenen vaktin sonuna kadar tekbirleri yüksek sesle ilan etmek müstehaptır.” İmam Nevevî (rahimehullah) de şöyle demiştir: “İnsanların her iki bayram gecesi ve gündüzlerinde belirtilen vakte kadar mürsel tekbiri yüksek sesle söylemeleri müstehaptır; evlerde, mescitlerde, çarşılarda, yollarda, hâzır ve seferde böyledir.”

Üçüncü mesele

Cemaat hâlinde tekbir getirmekte bir sakınca yoktur. İmam Şâfiî (rahimehullah) şöyle demiştir: “Ramazan Bayramı gecesi ve Kurban Bayramı gecesi, cemaat hâlinde veya münferiden, mukim veya seferde, evlerde, mescitlerde ve çarşılarda tekbiri ilan etmeyi severim.” Allahu a’lem.

KAYNAK

— Abdullah b. Muhammed b. Hüseyin el-Beydânî