Doğum Gününü Kutlaması Üzerine Bir Münazara
Şeyh Muhammed Salim Bahirî
• Arkadaşım benimle tartışırken şöyle dedi: “Doğum günü kutlamak haramdır; çünkü bu kafirlere benzemektir (teşebbüh) ve kafirlere benzemek bütünüyle haramdır.”
• Ben de dedim ki: “Allah senden razı olsun; ben senin bu delillendirmendeki temel öncüle itiraz ediyorum, hatta bu tamamen bir yanılsamadır. Çünkü kafirlere benzemenin her türlüsü haram değildir. Aksine, kafirlere benzemek bazen küfür, bazen haram, bazen tenzihen mekruh, bazen evla olanın tersi (hilaf-ı evla) ve bazen de mübah olabilir.”
• Buna Şafii mezhebinin fer’i meselelerinden şu örnekleri verebiliriz:
Küfür olan benzeme: Alimlerimizin belirttiği üzere; bir kimsenin onların dinini yüceltmek ve hakikatine inanmak maksadıyla beline zünnar bağlaması veya Mecusilerin serpuşunu başına takması gibi hallerdir.
Haram olan benzeme: Yukarıdaki fiilleri onların dinini yüceltme kastı gütmeden yapmasıdır. Kişi kafir olmaz ama haram işlemiş olur. Hristiyanların bayramlarına iştirak etmek ve (onlara has sembollerde) onlara benzemek de bu kabildendir.
Mekruh olan benzeme: Mezhebimizdeki birçok fer’i mesele bu gruptadır. Örneğin; Yahudilere muhalefet olsun diye namazda “iştimal” (elbisesine tamamen sarınıp ellerini içeride bırakma) şeklinin ve Yahudi-Hristiyanlara muhalefet için namazda elleri böğre koymanın (ihtisar) mekruh görülmesi gibi.
Hilaf-ı evla (evla olanın tersi) olan benzeme: Yahudi ve Hristiyanlara muhalefet etmek için sahurun tehir edilmesi ve iftarın acele yapılması emredilmiştir. Bunları yapmamak “hilaf-ı evla” olarak değerlendirilir.
Mübah olan benzeme: Eskiden Yahudi ve Hristiyanların giysisi olmasına rağmen “Taylesan” giymenin mübah olması gibi. İmam Becirmi şöyle der: “Taylesan artık onların alameti (şiarı) olmaktan çıkmış, genel mübahlar arasına girmiştir.”
• Sonuç olarak; kafirlere benzemenin her türlüsü haram diye hükme bağlanamaz. Duruma göre hüküm küfürden mübaha kadar değişir.
• Arkadaşım dedi ki: “Her benzemenin haram olmadığını kabul ettik; peki bir eylemin küfür, haram, mekruh veya mübah olduğuna dair ölçü (zabit) nedir?”
• Şöyle cevap verdim: Küfür ve Haramın Ölçüsü: Yapılan eylemin kafirlere has bir sembol (şiar) olması ve içinde bir ibadet yönünün bulunmasıdır. Eğer bu sembol onların dinini yüceltmek için yapılırsa küfürdür; böyle bir kasıt yoksa günahtır ama küfür değildir.
Mekruh ve Hilaf-ı Evla Ölçüsü: Meseleye dair şari’den (Allah ve Resulü’nden) bir emir veya nehyin gelmiş olmasıdır. Eğer doğrudan bir yasak varsa “tenzihen mekruh”, eğer sadece muhalefet edilmesi yönünde bir emir varsa “hilaf-ı evla” olur.
Mübah Ölçüsü: Bunların dışında kalan örfi ve adi (geleneksel) meseleler ise mübah kapsamına girer.
• Arkadaşım sordu: “Peki bu kuralları doğum günü kutlamasına nasıl uygulayacağız?”
• Dedim ki: “Doğum günü kutlamak bir adettir/gelenektir. Özünde herhangi bir ibadet yönü barındırmaz. Dolayısıyla mübah kapsamındadır.”
• Arkadaşım: “Buna nasıl ‘adet’ dersin? Bu bir ‘bayramdır’ (iyd), bayramlar ise tevkifidir (din tarafından belirlenir) ve ibadettir.”
• Cevaben dedim ki: “Ona bayram ismini veren sensin. O gerçek anlamda bir ‘bayram’ değildir. Bayram, belirli bir halkın genel simgesidir; belirli bir kişinin üzerinden geçen şahsi bir anma değildir. Fakih, fıkhi nitelendirme yaparken isimlere değil, içeriğe bakar. Eğer sadece isme baksaydık, kahveyi de haram saymamız gerekirdi; çünkü ‘kahve’ aynı zamanda şarabın isimlerinden biridir.”
• Arkadaşım: “Peki Efendimiz’in (s.a.v) Medine’ye geldiğinde halkın eğlendiği iki günü görüp ‘Allah size onlardan daha hayırlısını verdi: Kurban ve Ramazan’ dediği hadisi ne yapacağız?”
• Dedim ki: “Bu hadis tartışma konumuzun dışındadır. Çünkü o hadis, genel bir toplumsal simge (şiar) haline getirilmiş günler hakkındadır; haramlık buradadır. Ancak bir kişinin hayatında sadece ona özel bir günde geçen ve ‘ibadet kastı bulunmayan’ bir adet, bu hadisin kapsamına girmez.”
