Tasarruf Ehliyeti ve Teberru Ehliyeti

25 Mayıs 2026 19 okuma

İslam hukuku, bir kimsenin mülkü üzerinde yapabileceği tasarrufları değerlendirirken hem kişinin hukuki ehliyetini hem de tasarrufun mahiyetini birlikte gözetir. Bu çerçevede birbirine yakın ama birbirinden farklı iki temel kavram öne çıkar: tasarruf ehliyeti ve teberru ehliyeti.

Tasarruf Ehliyeti

Fıkıh literatüründe tasarruf ehliyeti için pek çok farklı isim kullanılmaktadır; bunların hepsi aynı kavramı ifade eder:

  • Mutlak tasarruf ehliyeti
  • Câiz tasarruf ehliyeti
  • Tasarruf ehliyeti
  • Muamele ehliyeti
  • Mutlak muamele ehliyeti

Tüm bu terimler tek bir tarifi paylaşır: Bâliğ, akıllı ve hacr altında olmayan kişidir.

Bu ehliyete sahip olan kimse hukuki işlemlerini geçerli biçimde yapabilir. Ancak bu genel ehliyet, kendiliğinden teberru ehliyetini de beraberinde getirmez; aralarında önemli bir ayrım vardır.

Tasarruf Ehliyeti ile Teberru Ehliyeti Arasındaki Fark

Tasarruf ehliyeti: Bâliğ, akıllı, hacr altında olmayan kişidir.

Teberru ehliyeti: Bâliğ, akıllı, hacr altında olmayan ve tasarruf ettiği malın tam mülkiyetine sahip olan kişidir.

Teberru ehliyeti, tasarruf ehliyetinin özel bir alt türüdür. Her teberru ehliyetine sahip kişi aynı zamanda tasarruf ehliyetine de sahiptir; ancak her tasarruf ehliyeti sahibi teberru ehliyetine sahip değildir.

Bazı örnekler

  • Veli: Yetiminin malı üzerinde tasarruf ehliyetine sahiptir; ancak bu maldan teberru edemez, yalnızca maslahat gözeten tasarruflarda bulunabilir.
  • Mükâteb köle: Tasarruf ehliyeti vardır; fakat mülkiyeti tam olmadığından teberru ehliyetinden yoksundur.
  • Âzat etmek, fıkıhçıların ittifakıyla bir tebrruda sayılır: karşılık beklenmeksizin yapılan bir temlikten vazgeçmedir. Bu sebeple âzat ancak teberru ehliyetine sahip kimseden geçerlidir.

Âzatı sahih olmayan kişiler

  • Mahcûr olan veli: Başkasının malı üzerinde tasarruf yetkisi varken teberru yetkisi yoktur.
  • Mükâteb köle: Kendi kazancındaki mülkiyeti tam olmadığından teberru edemez.
  • Ticarete izin verilmiş köle: Elindeki mal ya efendisine aittir ya da üzerinde tam mülkiyeti yoktur; her iki hâlde de teberru gerçekleşmez.

Bu üç kişide de tasarruf ehliyeti mevcuttur; fakat teberru ehliyetinin zorunlu şartı olan tam mülkiyet gerçekleşmemiştir.