Amellerin En Hayırlısı Zikir mi Cihad Mı?

25 Mayıs 2026 17 okuma

Cihad bölümünün başlarında, mücahidin “hiç iftar etmeden oruç tutan” ve “hiç gevşemeden ibadet eden” kimse gibi olduğuna dair rivayetler varken, zikrin cihaddan üstün tutulması meselesine bir “müşkil” (anlaşılması zor nokta) olarak işaret etmiştim. Zira bu rivayetler, cihadın diğer salih amellerden üstün olduğunu göstermektedir.

Bu iki görüşü birleştirme yolu —Allah en iyisini bilir— şöyledir:

(Kâmil Zikir:) Ebû’d-Derdâ hadisinde kastedilen zikir, “kâmil zikir”dir. Yani dilin zikri ile kalbin tefekkürünün, Allah’ın azametini hissetmenin birleştiği haldir. Bu mertebeye ulaşan bir kimse, örneğin bu bilince sahip olmadan kafirlerle savaşan kimseden daha faziletlidir. Cihadın zikirden üstün görülmesi, sadece “dil ile yapılan (kalbin iştirak etmediği) zikir” ile kıyaslandığındadır.

(En Üstün Derece:) Kim ki zikri (dil ve kalp beraberliğini) diğer amelleriyle birleştirirse; yani namaz kılarken, oruç tutarken, sadaka verirken veya savaşırken aynı zamanda Allah’ı diliyle ve kalbiyle zikredip O’nun azametini hazır tutarsa, işte o en yüksek gayeye ulaşmıştır.

Kadı Ebû Bekir bin el-Arabî bu duruma şöyle cevap vermiştir:

Hiçbir salih amel yoktur ki, o amelin sahih olması için zikir (niyet ve Allah’ı anma) şart olmasın. Örneğin, sadaka verirken veya oruç tutarken kalbiyle Allah’ı zikretmeyen birinin ameli kâmil değildir. Bu açıdan bakıldığında zikir, tüm amellerin özü olduğu için “en faziletli amel” olmuştur. “Müminin niyeti, amelinden daha üstündür” hadisi de bu gerçeğe işaret etmektedir.

KAYNAK

Fethu'l-Bârî

— İbni Hacer el-Askalânî